Alacak hakkının devredilemeyeceğinin kabul edildiği eski dönemlerden günümüze kadar gelen süreçte, alacağın devri kurumu, giderek daha karmaşık hale gelen alışveriş hayatı içinde her geçen gün önem kazanan bir hukukî kurumu oluşturmaktadır. Alacağın devri kurumunun mikro düzlemdeki konumunu değiştiren gelişmelerin başında, bu işleme kredi finansmanında teminat olarak başvurulması gelmektedir. Öte yandan, giderek yaygınlaşan ve genelde finansman amacıyla yapılan faktoring işlemlerinde de alacağın devri, bu işlemlerin hukukî niteliğine esas teşkil etmektedir. Keza, geçmişteki mütevazı hukukî ilişkilerin yerini alan çok uluslu ve geniş kapsamlı hukukî ilişkilerde çeşitli amaçlarla yapılan alacağın devri işlemleri de dikkate alındığında, bu kurumun ticarî hayat içinde nakit akışını ikame fonksiyonuna sahip olduğu açıktır. Öte yandan, alacağın devri kurumunun, kıymetli evrakın devrine nazaran arz ettiği farklılıklar ve kıymetli evrakın devri konusu bağlamında alacağın devrinin bir ön bilgi olarak arz ettiği önem de bu kurumun derinlemesine incelenmesini ve anlaşılmasını gerekli kılmaktadır.
Doçentlik takdim çalışması olarak kaleme alınan bu eserde, en başta, alacak hakkı kavramı ve alacak hakkının hukukî niteliği ve buna bağlı olarak alacağın devri kavramı ve alacağın devrinin hukukî niteliği, alacağın devri kurumunun benzer kurumlardan farkları üzerinde durulmuştur.
Bu kısım sonrasında, alacağın devri işleminin geçerlilik şartları ele alınmıştır. Alacağın devri işleminin geçerlilik şartları konusu altında, devri mümkün alacak hakkının varlığı şartı incelenmiş ve bu bağlamda alelade alacak hakkının, koşula bağlı alacak hakkının, gelecekteki (müstakbel) alacağın/alacakların ve özellikle de toplu alacak devri (global devir) olarak adlandırılan devirlerin geçerliliği incelenmiştir. Hemen sonrasında, alacak hakkının devrinin mümkün olmadığı haller ve bu çerçevede devir yasakları konusu ele alınmıştır. Alacağın devri işleminin tasarruf sözleşmesi niteliği çerçevesinde tasarruf yetkisinin geçerliliğe olan etkisi üzerinde durulmuş; alacağın devrinde yazılı geçerlilik şartı ve yazılı geçerlilik şartı bağlamında beyaza (açığa) alacak devri ve beyaza alacak devrinin çeşitli türleri bakımından devrin geçerliliği ve sonrasında şekle uyulmamasının sonuçları ile şekle aykırılığın ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği hallerdeki durum incelenmiştir. Daha sonra, alacağın devri işleminin "tasarruf sözleşmesi" niteliği çerçevesinde sözleşme niteliğindeki hukukî işlemler bakımından da varlığı aranan geçerlilik şartlarının "alacağın devri tasarruf sözleşmesi" bağlamında ele alınmasına geçilmiştir.
Çalışmanın son kısmında alacağın devri tasarruf sözleşmesinin geçerliliği bağlamında bu işlemin, sebebi oluşturan ve devreden ile devralan arasında yapılan "alacağın devri vaadi" niteliğindeki taahhüt işlemiyle olan ilişkisi ve bu bağlamda "sebebe bağlı" olarak mı yoksa "sebepten soyut" bir işlem olarak mı nitelendirileceğine ilişkin konular, konuya ilişkin olarak ileri sürülen görüşlerin temeli olan devir işleminin sebebe bağlı olup olmadığı konusundan başlayarak, alacağın devri işleminin sebebe bağlı olduğunu savunan görüş ile sebepten soyut olduğunu savunan görüş bakımından ileri sürülen gerekçeler ayrı ayrı incelenmiş ve bu gerekçeler değerlendirilmiştir.